ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

ASLİYE HUKUK  MAHKEMESİ

Özel mahkemelerin görevlerine giren işler dışında kalan tüm işler asliye mahkemelerince görülür. Bu bakımdan asliye hukuk mahkemeleri asıl görevli mahkemelerdir. Dava konusunun miktarına ve değerine bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalar ile şahıs varlığına ilişkin davalar kural olarak asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde HSYK olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca kurulur. Asliye hukuk mahkemeleri tek hâkimli mahkemelerdir. İş yoğunluğuna göre birden fazla Asliye Hukuk Mahkemesi kurulabilir, bunlar numaralandırılır. Dava açılırken o yerdeki asliye mahkemelerinden birisini seçme imkânı yoktur. Dilekçeler genel olarak Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben yazılır. Dilekçeler iş yüküne göre dağıtılır.

Özel hukuk uyuşmazlıklarına bakmakla görevli asıl mahkemedir (6100 sayılı HMK m.2). Asliye hukuk mahkemeleri, tek hakimli olup her yargı çevresinde (adliyede) kurulması zorunlu mahkemelerdendir.

Özel hukuk davalarına bakan mahkemeler esasen üçe ayrılır:

  • Asliye Hukuk Mahkemesi,
  • Sulh Hukuk Mahkemesi
  • Özel Mahkemeler (Asliye Ticaret Mahkemesi, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, Aile Mahkemesi, Kadastro Mahkemesi,İş Mahkemesi vb. gibi).

Asliye hukuk mahkemesi ve sulh hukuk mahkemesi özel hukuk uyuşmazlıklarına bakmakla görevli temel iki mahkemedir. Genel mahkemelerden olan asliye hukuk mahkemesinin görevi asıl, sulh hukuk mahkemesinin görevi ise istisnadır. Özel bir kanun hükmü ile açıkça sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı bildirilmeyen bütün dava ve işler asliye hukuk mahkemesinde görülür. Kanunda belirli bir uyuşmazlık türü için açıkça özel bir mahkemenin görevli olduğu kabul edilmişse, uyuşmazlığı çözmeye görevli mahkeme kanunun belirlediği o özel görevli mahkemedir.

 

ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ GÖREVLERİ

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre; dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davarlarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Asliye hukuk mahkemeleri, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca her ilde ve ilçe merkezlerinde kurulmakla birlikte ihtiyaç sayısına göre birden fazla kurularak numaralandırılabilirler. Ticaret, iş, aile, tüketici, fikri ve sinai mahkemelerinin olmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemeleri görevlidir ve bu mahkemelerin görevlerini yerine getirir. Asliye Hukuk Mahkemesi tek hakimli mahkemelerdendir.

ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİ HANGİ DAVALARA BAKAR?

Asliye Hukuk Mahkemeleri hangi davalara bakar sorusunun cevabı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilmiştir. Mahkemenin görevleri HMK'nın 2.maddesinde açıkça sayılmış olup iş bu kanuna göre; dava konusunun miktarına ve değerine bakılmaksızın mal varlığına ilişkin davalarda, şahıs varlığına ilişkin davalardan ve kanunda aksi belirtilmedikçe sulh hukuk mahkemelerinin görevi dışında kalan diğer iş ve davalarda asliye hukuk mahkemeleri görevlidir.

Kanunlarda özel olarak düzenlenmeyen veya başka bir mahkemenin görev alanına girdiği açıkça belirtilmemiş olan tüm davalarda asliye hukuk mahkemeleri görevlidir. Açılan davanın hızlı ve sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için görevli mahkemede açılması gerekmektedir. Yani davanın görevsiz mahkemede açılması sonucunda görev kamu düzenine ilişkin olduğu için görevsiz mahkeme re’sen görevsizlik kararı verecektir. Bu durumda yürürlükteki düzenlemeye göre görevsiz yargı merciinde açılan davada görevsizlik kararıyla birlikte mahkeme masraflar, harçlar ve vekalet ücretinin ödenmesine ilişkim hüküm kuracaktır. Davayı tekrardan açmak için doğru mahkemeye harç ve masraf yatırarak başvurmanız gerekecektir. Bu nedenle mahkemelerde herhangi bir dava açmadan önce bir avukata danışmanız önemle tavsiye olunur.

Belirtmek gerekir ki; yasal düzenlemelere göre bazı özel hukuk ihtilaflarında, davaların birlikte açılması söz konusu olabilmektedir. Söz konusu bu davaların konuları gereği bir kısmında özel hukuk mahkemeleri görevliyken bir kısmında ise asliye hukuk mahkemeleri görevlidir. Böyle bir durumda davaya tamamen bakmak için özel mahkeme görevlidir.

 

ASLİYE HUKUK  MAHKEMELERİNİN BAKTIĞI ÇEŞİTLİ  DAVALAR

Asliye Hukuk Mahkemelerinin baktığı davalara örnek olarak;

  • Tapu Şerhinin Kaldırılması Davası
  • Tapuya Şerh Verilmesi Davası
  • Ecrimisil Davası
  • Mirastan Mal Kaçırma Davası,
  • Miras Sözleşmesinin İptali Davası,
  • Mirasçılıktan Çıkarma Davası,
  • Mirastan Çıkarmanın İptali Davası,
  • Vasiyetnamenin İptali Davası,
  • Tapu Tescil Ve İptal Davası,
  • Zilyetliğin Korunmasına İlişkin Davalar,
  • Zilyetliğin Tesciline Dayalı Davalar,
  • Analık Davası,
  • Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası,
  • Mirasta Tenkis Davası,
  • İstirdat Davası,
  • Geçit Hakkı Davası,
  • Borç Vermeye Dayalı Alacak Davası,
  • El Atmanın Önlenmesi Davası,
  • İtirazın İptali Davası,
  • Menfi Tespit Davası,
  • Haksız İşgal Davası,
  • Kişilik Haklarının Korunması Davası,
  • Haksız Fiile Dayanan Tazminat Taleplerine İlişkin Davalar,
  • Kamulaştırmasız El Atma Davası,
  • Muhdesatın Aidiyeti Tespiti Davası,
  • Önalım (Şufa) Davası,
  • Maddi Tazminat Davası,
  • Manevi Tazminat Davası,
  • Derneğin Feshi Davası,
  • Derneğin Genel Kurulunun İptali Davası,
  • Ad Ve Soyadı Değişikliğine İlişkin Davalar,
  • Kamulaştırmaya İlişkin Tescil Davası,
  • Kamulaştırmaya Dayalı Bedel Davası verilebilir.

Ayrıca vesayet organlardan olan bu mahkemeler küçüğün ergin kılınması, vesayet altında olan kişinin evlat edinilmesi veya evlat edinmesi, ömür boyu gelir ya da aylık bağlama, ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin yapılması gibi vesayet iş ve işlemlerinde denetim makamı olarak çalışmaktadırlar.

ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ GÖREVLERİ NELERDİR ?

Asliye hukuk mahkemesi, kanun başka bir mahkemeyi özellikle görevlendirmediği müddetçe dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın aşağıdaki iki kategori içinde yer alan her türlü davaya bakmakla görevlidir (HMK m.2):

  • Malvarlığı haklarına ilişkin davalar,
  • Şahıs varlığına ilişkin davalar.

Yukarıda açıkladığımız üzere, genel görevli mahkemeler Sulh Hukuk ve Asliye Hukuk mahkemeleridir. Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu davalar kanunda özel olarak sayılmış ve görevinin sınırları çizilmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesinin görevi dışında kalan tüm davalara da Asliye Hukuk Mahkemesi bakmakla görevlidir.

Özellikle belirtelim ki; Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki, yeni HMK’ya göre iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisi haline getirildiğinden asliye ticaret mahkemeleri de genel mahkeme olmaktan çıkmış ve özel mahkeme haline gelmiştir.

Aralarındaki bağlantı nedeniyle birlikte açılan davalarda bir kısım dava arkadaşları veya talepler yönünden özel mahkeme, bir kısmı yönünden de genel mahkeme görevli ise davaya bakmaya tümüyle özel mahkeme görevlidir. Davanın diğerine tabaen tümüyle özel mahkemede görüleceği ilkesi, yargısal uygulamalarda kararlılıkla kabul edilip sürdürülmektedir. (Yargıtay HGK –K.2015/1232). Örneğin; trafik kazası nedeniyle sigorta şirketine karşı açılacak dava asliye ticaret mahkemesinde, araç sürücüsüne karşı açılacak dava asliye hukuk mahkemesinde açılabilir. Ancak, her iki davanın neticesi birbirini etkiler mahiyette olduğu için, her iki davada özel mahkeme olan asliye ticaret mahkemesinde birlikte açılmalıdır.

ASLİYE HUKUK DAVALARI NASIL GÖRÜLÜR ? ÖN İNCELEME NASIL YAPILIR ?

Asliye Hukuk Davaları için tahkikat yapılması ve duruşma günü verilmesi, ön incelemenin tamamlanma şartına bağlıdır. Mahkeme, davanın şartları hakkında ve yapılan ilk itirazlar nezdinde dosya üzerinde karara varır.

Ayrıca karara varmadan evvel gerek duyarsa, ön inceleme duruşması yapar ve tarafları dinler. Dilekçeler karşılıklı olarak verildikten ve gerekli inceleme tamamlandıktan sonra mahkeme, ön inceleme için bir duruşma günü tespitinde bulunup, bu günü taraflara bildirir. Bildirim sağlanan davetiyede pek çok husus yer alır. Davetiyede öncelikle, duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin hususlar yer alır.

Ayrıca taraf olanlara sulh için hazırlık yapmaları konusunda ihtarda bulunulur. Eğer duruşmaya sadece taraflardan biri gelirse ve bu durumda yargılama devam ederse, gelmeyen tarafın kendisi yokken oluşan işlemlere itirazda bulunamayacağı da belirtilir. Ayrıca diğer taraf gelmeyen taraf hakkında iddia ve savunmasında değişikliğe ve genişletmeye gidebilir. Bu durumlar davetiye de taraflara ihtar edilmektedir.

Ön inceleme duruşmasında hâkim gerekli gördüğü hallerde tarafları dinleyebilir. Bu dinleme işlemini, dava şartları ve ilk itiraz konularında karar verebilmek için yapar. Taraf kişilerin yaptığı iddia ve savunmalara göre, anlaşılan ve anlaşılamayan hususlar tek tek tespit olur. Uyuşmazlık yaşanan konu tespiti yapıldıktan sonra, taraflar hâkim tarafından sulh için davet ve teşvik görürler. Eğer sulh için sonuç alınabileceği kanaati oluşursa, yeni bir duruşma günü tayine dilebilir. Fakat bu yeni duruşma günü sadece bir defaya mahsus olmaktadır.

Yapılan ön inceleme duruşması sonrası, sulh faaliyetinin olumlu olup olmadığı, olumsuz ise hangi hususlarda anlaşma sağlanamadığı tutanakla tespit edilir. Tutanağı, taraflar imzalar. Yapılacak olan tahkikat, bu tutanak temel alınarak yürütülmektedir. Ön inceleme faaliyeti, tek duruşmada tamamlanmaktadır. Bahsettiğimiz gibi zorunlu hallerde bir defaya mahsus olarak yeni duruşma günü tayin edilebilmektedir. | Asliye Hukuk Davaları

Ön inceleme duruşmasında taraflar için gerekli olabileceği düşünülen iki haftalık kesin süre verilmesi söz konusudur. Bu süre içerisinde taraflar dilekçede gösterdikleri fakat sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunma veya başka bir yerden belge getirebilme olanağına sahip olurlar.

Tarafların iddia veya savunmalarını değiştirmeleri ya da genişletilmeleri serbest şekilde cevaba cevap şeklinde olmaktadır. Ayrıca ikinci cevap dilekçeleri ile de serbestçe uygulamada bulunabilirler. Eğer ön inceleme aşamasında bir iddia veya savunma değiştirilmesi yapılacaksa bu durum ancak karşı tarafın açık muvafakati ile olmaktadır.

Bu noktada bilinmesi gereken ayrıntı, eğer taraflardan biri ön inceleme duruşmasına mazeret belirtmeden gelmezse, o zaman iddia veya savunma değiştirilmesinde gelmeyen tarafın muvafakati aranmaz. İddia veya savunma genişletilmesi ya da değiştirilmesi, ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra yapılamaz. Tamamlanan ön inceleme duruşması sonrasında hâkim tahkikata başlamadan evvel, hak düşürücü süreler ve zamanaşımı itirazları inceleyerek, gerekli kararları sağlamaktadır. | Asliye Hukuk Davaları

Asliye Hukuk Mahkemeleri tarafından yürütülen davalar, mümkün olduğu hallerde taraflar duruşmaya çağrılmadan dosya üzerinden karara bağlanabilir. Davalar basit yargılama usulünde; mahkemenin karar verilemeyen hallerde gerekli olan konularda tarafları dinlemesiyle yapılır. İlk duruşmada bu dinleme aşaması sağlanır. Dinlenen tarafların( dava şartları, ilk itiraz ve zamanaşımı hakkında)  anlaştıkları veya anlaşamadıkları yanlar belirlenir. Uyuşmazlık ile ilgili hususların tespitinden sonra, hâkim tarafları sulh için teşvik eder ve tarafları davet eder.

Tarafların sulh sağlayıp sağlayamadıkları, eğer sağlayamadılarsa hangi hususlarda sulh sağlanamadığı tutanağa yazılır ve bu tutanak taraflarca imzalanır. Bu tutanak esas alınarak tahkikat yürütülmektedir. Mahkeme, iki duruşmada gerekli olanları tamamlar. Fakat bu iki duruşmaya,; tarafların dinlenmesi, delil incelemeleri ve tahkikat işlemlerinin yapılması gereken duruşmalar dahil değildir. Duruşmalar arasındaki süre bir aydan daha uzun olamamaktadır. Tabi ki duruşma sayısında veya duruşmalar arası sürede istisnalar da olabilmektedir. Bilirkişinin incelemesinin uzaması hallerinde, istinabe yolu ile tahkikat işlemlerinin sürdürülmesi gibi zorunlu durumlarda, hâkim gerekçesini belirterek bir aydan sonraya da duruşma günü verebilir. Aynı zamanda ikiden fazla duruşma da aynı gerekçeler ile yapılabilir. Basit yargılama usulü söz konusu olduğunda, basit usule tabi olan davalar için dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmişse ve yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılmışsa, dava açılmamış sayılmaktadır.

 

ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN GÖREVSİZLİK KARARI

Görevsizlik kararı veren asliye hukuk mahkemesi bu kararında dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine karar vermekle yetinir. Dava dosyasını kendiliğinden ( re’sen ) görevli mahkemeye gönderemez.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 20. maddesi hükmü gereğince; taraflardan birinin görevsizlik kararının kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki; bu süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re’sen gözetilir. Hak düşürücü süre içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi başvurusu yapılmadığı takdirde, asliye hukuk mahkemesi tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.

Asliye hukuk mahkemesinin görevsizlik kararına karşı 2 hafta içinde istinaf mahkemesine (bölge adliye mahkemesi) istinaf başvurusu yapılabilir. İstinaf mahkemesinin yerel mahkemenin görevi ile ilgili verdiği karar kesindir.

 

 

                                                                                                                                                                                 Stj.Öğr.Hacı Yusuf Altuğ